Yaklaşık 3 ay önce, yeni bir seviye atlayarak bezlerden kurtulduk.
Önce şunu söylemem gerekiyor ki hiç korktuğum gibi geçmedi. Kısa zaman içinde halettik kurtulduk. Nasıl mı?
Daha önceki postta yazdığım gibi, ayağımın kırık olduğu dönemde alıştırma turlarına başlamış ve psikolojik olarak hep beraber hazırlanmıştık. Ayrıca dip not olarak söyleyeceğim başka bir şey var o da; "çocuk bu unutur" diyip tutamayacağınız sözler vermeyin. Ayağımdan alçının çıktığını gördükleri ilk gün "kilot aldın mı?" diye karşıladılar evde beni.(insan bi "geçmiş olsun, sonunda kurtuldun annecim" falan der ) El mahkum ertesi gün çıkıp aldık. Ya da aldığımızı sandık.
Haftasonuna denk getirdik ki evde tam tekmil uğraşabilelim.
Sabah uyandıkları gibi bezlerimizi çıkarttık ve artık bir daha bez takmayacağımızı, büyüdüklerini söyledik. Oturduk heyecanla neler olacağını beklemeye başladık. Oyuna daldıkları bir anda hooop küçük bir göl... Kazalar olabilir, hadi tuvalete gidelim, çişin geldi mi, kakan var mı diye uzayıp giden cümlelerle hiç abartmıyorum ilk günün sonunda evde giydirecek kilot kalmadı. Yıka kurut, çocukları yıka üst değiştir şeklinde sonsuz bir döngüye girdik. Tüm bu süreç 3. gün bitmişti diyebilirim. Sadece gece işinde başarısız olduk uzunca bir süre. Kat kat çarşaf, koruyucu, alez her türlü önlemi aldım yatırdım. Ya ben geç kalıyordum ya da tuvalet için kaldırdığımda kıyametler kopuyordu. Bırak rahatsız olup kalkacaklar öyle öyle alışacaklar dediler, yok! ne bi rahatsızlık ne bir uyanma. Sonunda çareyi Prima'nın sadece Migroslarda satılan kilot gibi giyilen bezlerinde buldum. O şekilde giyildiği için "gece kilodumuzu giyip yatıyoruz" dedim ve yatırdım. Bir süre sonra sabahları da kuru kalkmaya başladılar ve bu aşamayı da bu şekilde hallettik.
İşin püf noktalarına gelecek olursak, kararlı olmak en büyük şart bence. Çıkarttıktan sonra ortada bez bırakmamak, ilk günler her yarım saatte bir çişin var mı kakan var mı diye sormak, kaçırsa bile o an alıp tuvalete götürmek. Ve asla ama asla kızmamak yorulduğunuzu usandığınızı belli etmemek. Her şeyin normal olduğu izlenimini vermek.
Yolun başında olan tüm annelere kolaylıklar diliyorum ve diyorum ki "Yolun sonu aydınlık gelsenize" :))
Sevgiler,
19 Temmuz 2015 Pazar
17 Nisan 2015 Cuma
Tuvalet Eğitimi
Atlas ve Aras 2,5 yaşına geldi. Bezi bırakmanın tam vakti. Yaz da kapıya dayandı. Kendime "Nisan gibi başlayacağım" diye bir zaman koymuştum. Malum çocukların hazır olmasından daha önemli bir konu varsa o da sizin hazır olmanızdır. Hatta en en önce sizin hazır olmanız gerekir hele ki tuvalet eğitimini ikizlere verecekseniz.
Gel gör ki ayağım kırıkken kendimi zor tuvalete götürüyorum çocuklara bu alışkanlığı nasıl kazandırayım!
Bende bu dönemi hazırlık dönemi olarak seçtim. Önce bir anlaşma yaptık. "Annenin ayağından alçı çıkınca size kilot alıcam" "Eveeeeet" (Kepçeli(!) olsunmuş kilotlar duyan bilen varsa bi zahmet söylesin :) ) Ben tuvalete giderken "yürüyemiyorum beni tuvalete götürür müsünüz tuvaletim geldi diyorum. Bezin artık ufak bebekler için daha uygun olduğunu, onların büyüdüğünü anlatıyorum zaman zaman.
Evde birer oturak lazımlıkları var. Tuvalet aparatı da mevcut. Şimdi dışarıda rahat edeceğimiz portatif tuvaletlere bakıyorum. Aklımda iki farklı ürün var. Biri bu diğer ise işte bu . Karar verip aldığım zaman yorumlarımı da paylaşırım. Varsa sizin yorumlarınızı da alırım :)
Şimdilik bizde tuvalet meselesi bu şekilde. Umarım kısa ve az sancılı bir dönem olur ..
Sevgiler
Sinem
Gel gör ki ayağım kırıkken kendimi zor tuvalete götürüyorum çocuklara bu alışkanlığı nasıl kazandırayım!
Bende bu dönemi hazırlık dönemi olarak seçtim. Önce bir anlaşma yaptık. "Annenin ayağından alçı çıkınca size kilot alıcam" "Eveeeeet" (Kepçeli(!) olsunmuş kilotlar duyan bilen varsa bi zahmet söylesin :) ) Ben tuvalete giderken "yürüyemiyorum beni tuvalete götürür müsünüz tuvaletim geldi diyorum. Bezin artık ufak bebekler için daha uygun olduğunu, onların büyüdüğünü anlatıyorum zaman zaman.
Evde birer oturak lazımlıkları var. Tuvalet aparatı da mevcut. Şimdi dışarıda rahat edeceğimiz portatif tuvaletlere bakıyorum. Aklımda iki farklı ürün var. Biri bu diğer ise işte bu . Karar verip aldığım zaman yorumlarımı da paylaşırım. Varsa sizin yorumlarınızı da alırım :)
Şimdilik bizde tuvalet meselesi bu şekilde. Umarım kısa ve az sancılı bir dönem olur ..
Sevgiler
Sinem
12 Nisan 2015 Pazar
Alçılı Ayakla 2 Hafta
Malum düz yolda yürürken düşüp kırdım ayağımı. Şimdi geriye bakınca o ilk düşme anım gerçekten komik olsa da suan çektiğim eziyet fena... Çok şükür yardıma koşanım var ve hatta bunu bir fırsata çevirip azıcık dinlediğimde doğrudur 😊
ATM den çektiğim parayi cuzdanima yerleştirdim ve bir adım evet bir adım sonra yerdeydim. Ne oldu nasıl oldu bilmiyorum ama ilk düştüğüm an " aman düştüm hemen toparlanip kalkayım " gibi bir telaşım olmadı. Kendimi boylu boyunca bıraktım :) Daha o an anladım ters birsey olduğunu. Anladım da inandiramadim kendimi.. Neyse sonuç olarak kırıldı mı kırıldı! Alçıda mi alçıda!
İlk gün çok ciddi bir ağrı oldu. öyle ki gece uykudan ağlayarak uyandım. Sonra alciya alışma dönemi var ki o hala en büyük problemim. yatarken çorap diye davranıp çıkartmaya çalışıyorum bi heves hala :))
Koltuk deneklerini hiç anlatmiyim acırsınız halime :)) Erol hala ben oturduktan sonra nedense (?) koltuk değneklerini olabilecek en uzak noktaya kaldırıyor 😨 çocuklar desen onlar için en büyük eğlence! Biri bitanesini diğeri bitanesini alıp kaçıyor. Zıplayarak tek ayağımın üzerinde -sopa- peşinde koşuyorum(!) (Allahtan iki tane var birde onun için kavga etmek zorunda kalmıyorlar)
Gelelim en zor ve üzücü kısmına... Kalan 2 haftamda bir şekilde bitecek fizik tedavi vs derken eski duzenimize döneceğiz. Ama bu kısa zamanda gördüm ve tecrübe ettim ki bizim ülkemiz engelliler için yaşanılacak gibi değil...
Herkese sağlıklı günler & geceler...
Sevgilerimle
Not: Maceralarımız devam edecektir :)))
ATM den çektiğim parayi cuzdanima yerleştirdim ve bir adım evet bir adım sonra yerdeydim. Ne oldu nasıl oldu bilmiyorum ama ilk düştüğüm an " aman düştüm hemen toparlanip kalkayım " gibi bir telaşım olmadı. Kendimi boylu boyunca bıraktım :) Daha o an anladım ters birsey olduğunu. Anladım da inandiramadim kendimi.. Neyse sonuç olarak kırıldı mı kırıldı! Alçıda mi alçıda!
İlk gün çok ciddi bir ağrı oldu. öyle ki gece uykudan ağlayarak uyandım. Sonra alciya alışma dönemi var ki o hala en büyük problemim. yatarken çorap diye davranıp çıkartmaya çalışıyorum bi heves hala :))
Koltuk deneklerini hiç anlatmiyim acırsınız halime :)) Erol hala ben oturduktan sonra nedense (?) koltuk değneklerini olabilecek en uzak noktaya kaldırıyor 😨 çocuklar desen onlar için en büyük eğlence! Biri bitanesini diğeri bitanesini alıp kaçıyor. Zıplayarak tek ayağımın üzerinde -sopa- peşinde koşuyorum(!) (Allahtan iki tane var birde onun için kavga etmek zorunda kalmıyorlar)
Gelelim en zor ve üzücü kısmına... Kalan 2 haftamda bir şekilde bitecek fizik tedavi vs derken eski duzenimize döneceğiz. Ama bu kısa zamanda gördüm ve tecrübe ettim ki bizim ülkemiz engelliler için yaşanılacak gibi değil...
Herkese sağlıklı günler & geceler...
Sevgilerimle
Not: Maceralarımız devam edecektir :)))
2 Nisan 2015 Perşembe
Çocuklarda Öfke Kontrolü
Bugüne kadar sayısız kriz yaşamış, bir kısmını tatlıya bağlamış kalan kısmında çaresiz kalmış bir ikiz annesi olarak başetmekte zorlandığım anlarda "iyi ki psikolog bir kayınvalideye sahibim" dediğim çok olmuştur. İkizlerde bu süreçleri yönetmek üstelik iki erkek çocuğun türlü yaramazlığına göğüs gerebilmek o kadar da kolay olmuyor. Böyle anlarda çokça akıl danıştığım kayınvalidem hepimizin ortak sorunlarına bizim için güzel güzel anlattı. Bana da sadece derleyip yazmak kaldı.
Öfke Nedir?
Öfke Nedir?
Öfke, doyurulmamış isteklere,
istenmeyen sonuçlara ve karşılanmayan beklentilere verilen, son derece
doğal, evrensel ve insani bir duygusal tepkidir.
En anlaşılır tanımı ile öfkenin aslında gayet insanı bir tepki olduğunu görüyoruz. Peki ya bizim miniklerimiz neden öfkeleniyorlar? Aslında kendileri için çokta haklı sebepleri var. Bu sebeplerin bir kısmı tamamen temel ihtiyaçlara yönelik. Açlık, susuzluk,uykusuzluk veya yorgunluk. Hep deriz ya uykusu başına vurdu diye. İşte tam da bu. Ve bu temel ihtiyaçların zamanında giderilmemesi de öfke nöbetlerine bir neden. Diğer yandan çevresel faktörler yani, evde tartışma gibi kaygı yaratan ortamlar, öfke gösteren birinin örnek alınması, arkadaşları tarafından dışlanmak, tutarsız ebeveyn yaklaşımları, durumu yeterince anlamadan gerekli açıklama yapmadan haksız yere verilen cezalar ve hepimizin en çok düştüğü hata "öfkenin ödüllendirilmesi" yani isteklerin yapılması. Öfke nöbetlerini tetikleyen faktörler arasında stresli hamilelik, doğum tramvası ve yetersiz dil gelişimi gibi örnekler verebiliriz.
Peki biz ne neler yapabiliriz?
Öfkesini bastırmaya veya
küçümsemeye çalışmak yerine anladığımızı göstermek
Kızgınken de sevildiğini
hissettirmek
Ağlamasına izin vermek
Şiddet davranışını
sarılarak kontrol etmek seçeneklerimiz arasında.
"Aslında" yaptıklarımıza gelecek olursak, istediğini yaparak geri adım atarız, sinirlenip ceza vermekle tehdit ederiz,mantıklı bir şekilde konuşmayı deneriz. Ama malesef bunlar krizi büyütüp daha da derinleştirmekten öteye giden davranışlar olmuyor. Ve davranışı sürdürmesi için de fırsat yaratmış oluyoruz.
Benim denediğim ve bir süre sonra işe yaradığını gördüğüm sıralamaya
gelecek olursak; kısa bir süre ağlamalarına izin verip, daha sonra sarılıp
“anlıyorum çok kızdın, senin iznini almadan oyuncağını aldı sen oynamak
istiyordun” diyerek telkin etmek. Gerçekten yavaş yavaş kendilerini bırakıp
teslim olduklarını görüyorum. Her seferinde bu ve benzeri davranışlarla bir
süre sonra krizler çok daha acısız atlatılıyor.
Bazı daranışları da yok saymamız hatta kısa süreliğine de
ortamdan uzaklaşmamız gerek. Kötü bir söz söylediğinde duymamazlıktan gelmek, çığrından çıkmış bir iki yaş krizinde ortamdan uzaklaşmak (kısa süreliğine oda değiştirmek) ve en en önemlisi tutarlı olmak. bir gün hayır dediğiniz bir davranışına ertesi gün evet derseniz olay gerçekten kontrol edilemez bir boyut alıyor.
Kendi öfkemizi kontrol edemediğimiz zamanlarda ise belki de kendimize şunu telkin etmeliyiz;
"Biz çocuklarımız değiliz, çocuklarımız da biz.." Bu yüzden her zaman bizim istediğimiz gibi davranmalarını beklemek onlara haksızlık olmaz mı sizce de?
,
28 Mart 2015 Cumartesi
Dinleniyoruz ne güzel kamikaze!
Madem ayağı kırdım, uzatıp bol bol yazabilirim değil mi? Şansızlığı keyife çevirme zamanı şimdi. Ne zamandır ayaklarımı uzatıp böyle oturmamıştım ne de olsa :)
27 Aralık 2014 Cumartesi
18 Aylık Anne
Bugüne bugün 18 aylık anneyim.. Neler mi hissediyorum? Çok karışık.. Çok zor anlatması. Ama deneyeceğim.
İlk kucağıma aldığım an gözümden akan yaşlarla büyüdüm. Bambaşka bir insan oldum. Minicik ellerine dokunduğumda içimi büyük bir korku kaplamıştı, "Nasıl büyüyecekler" Büyüyorlar işte... Tüm endişelere rağmen büyüyorlar ve yetişemiyorum. Zaten hep bir yetişememe duygusu yaşamıyor muyuz hayatımızın her anında.. En zoru da buymuş ama.
Doğumdan sonraki ilk kontrolüme gittiğimde doktorumla yaptığımız bir konuşmada "İnanın unutuluyor ilk ayların zorluğu, unutulmasa nasıl ikinci çocuklar olurdu?" demişti... Çok haklı olduğunu şimdi görebiliyorum.
Yaşadığımız türlü zorlukların hiçbirini hatırlamıyorum. Enterasan bir biçimde o zamanlar hıçkırıklarla ağladığım hiç bir şey aklımda bile değil.. Sadece küçücük yüzleri gözümün önünde, yaptıkları anlamsız hareketler, o mis gibi kokuları zihnimde.
Şimdi karşımda konuşamasalar bile her istediklerini çok güzel belli eden iki küçük adam var. Evimizi neşeli kahkahalarıyla (bazen çığlık ve ağlamalarıyla :) ) dolduruyorlar.
Yazmış ve bırakmışım...
18 değil tam tamına 26 aylık bir anneyim artık!
Hayat sizinle güzel canlarım! İyi ki doğmuşsunuz küçük erkeklerim!
İlk kucağıma aldığım an gözümden akan yaşlarla büyüdüm. Bambaşka bir insan oldum. Minicik ellerine dokunduğumda içimi büyük bir korku kaplamıştı, "Nasıl büyüyecekler" Büyüyorlar işte... Tüm endişelere rağmen büyüyorlar ve yetişemiyorum. Zaten hep bir yetişememe duygusu yaşamıyor muyuz hayatımızın her anında.. En zoru da buymuş ama.
Doğumdan sonraki ilk kontrolüme gittiğimde doktorumla yaptığımız bir konuşmada "İnanın unutuluyor ilk ayların zorluğu, unutulmasa nasıl ikinci çocuklar olurdu?" demişti... Çok haklı olduğunu şimdi görebiliyorum.
Yaşadığımız türlü zorlukların hiçbirini hatırlamıyorum. Enterasan bir biçimde o zamanlar hıçkırıklarla ağladığım hiç bir şey aklımda bile değil.. Sadece küçücük yüzleri gözümün önünde, yaptıkları anlamsız hareketler, o mis gibi kokuları zihnimde.
Şimdi karşımda konuşamasalar bile her istediklerini çok güzel belli eden iki küçük adam var. Evimizi neşeli kahkahalarıyla (bazen çığlık ve ağlamalarıyla :) ) dolduruyorlar.
Yazmış ve bırakmışım...
18 değil tam tamına 26 aylık bir anneyim artık!
Hayat sizinle güzel canlarım! İyi ki doğmuşsunuz küçük erkeklerim!
Cırcır böceklerinin dili
İki yaşla birlikte çenemiz düşmüş olabilir.. Öyle keyifli ki yarım yarım söylenen o kelimeleri dinlemek. Birazı doğru birazı yanlış o cümleler...
Burada dursun diye birazını yazayım istedim!
Kabarcık = Paburcuk
Keman = Peman
Kamyon = Tayyon
Araba = Abara
Makine = Vakine
Kırmızı = Pızızı
Mavi = Vavi
Babaanne = Babade ya da Badede
Hayvan = Haman
Nohut = Bodud ya da Modud
Kepçe = Pepçe
Ayakkabı = Aliga
Yeniyıl yaklaşırken Noel Baba telaffuzunu yazmazsam olmaz!
Atlas için "alibaba" onun adı :)) Aras ise "Nüyel Baba" diyor..
Hadi bakalım bütün bebişler uslu uslu uyusın belki Nüyel Baba'nın bir sürprizi olur 🎅🎅

Burada dursun diye birazını yazayım istedim!
Kabarcık = Paburcuk
Keman = Peman
Kamyon = Tayyon
Araba = Abara
Makine = Vakine
Kırmızı = Pızızı
Mavi = Vavi
Babaanne = Babade ya da Badede
Hayvan = Haman
Nohut = Bodud ya da Modud
Kepçe = Pepçe
Ayakkabı = Aliga
Yeniyıl yaklaşırken Noel Baba telaffuzunu yazmazsam olmaz!
Atlas için "alibaba" onun adı :)) Aras ise "Nüyel Baba" diyor..
Hadi bakalım bütün bebişler uslu uslu uyusın belki Nüyel Baba'nın bir sürprizi olur 🎅🎅
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)